09 Temmuz 2009 Perşembe

IZMIRDE SERGIYE KATILDIK

Ankarada actigimiz sergilerin kapanisinin akabinde Izmir Karsiyaka Belediyesi Carsi sanat Galerisinde Geleneksel Sanatlari Karsiyaka Belediyesinin Kultur Faaliyetlerinden olan Geleneksel Turk Susleme Sanatlari Sergisine katilmamiz icin davet aldik.Acmis olduklari hat,tezhip kurslarinin yil sonu sergisinde onumuzdeki yil acmayi dusundukleri kat`i (kaat`i)sanatinai tanitmak ve bilgi vermek icin bizdende eserler istemislerdi.Sayin Zehra Zihnioglu bana ve arkadaslarima bu teklifi iletince sevinerek kabul ettik.








Sergiye katilacak calismalarimizi tesbit edip hazirladik ve katilimci arkadaslarimizdan Melike Colakoglunu bizi temsil etmek uzere Izmire gonderdik.

Bu sergiyi ben de gormeyi ve bizzat katilmayi cok isterdim fakat tarihler benim Amerika yolculugumdan hemen onceki gunlere denk geldiginden gidebilmem mumkun olmadi.

Sonucta onemli olan ;calismalarimizin orada sergilenmesi idi.

Sevgili Melike bir hafta boyunca Izmirde kalarak bizi temsil etti.Izlenimlerinitelefon ve mailleriyle bize iletti.


Melike bu seyahatte hem kaati sanati adina hem bizlerin calismasinin degerlendirilmesinde guzel seyler duyup ilgi ve begenilerle karsilasmaktan mutlu olmustu.
Hem de orada yeni arkadaslar dostlar edinmis ve mutlu olmustu.

Biz de Ankaradaki izmirliler DErnegi bunyesindeki Kaati Sanatini Duydunuz mu?projesinin 3. kez hem de Izmirde sergilenmesinden son derece memnun olduk.Karsiyaka Belediye Baskani ve Belediye yetkililerine buradan da tesekkur edip Turk Susleme Sanatlarina duyurduklari ilgi ve ogrenme firsati verdikleri icin yurekten sevgi ve minnet duygularimizi iletiyoruz

10 Haziran 2009 Çarşamba






Fuar etkinliğinin açılışı ile ziyaretçilerimiz sergimize gelmeye başladılar.
60 tane çalışmamızın yer aldığı sergimiz sırasında umduğumuz gibi çok ilgi gördük.
Bazı ziyaretçiler bu sanatı bilerek gelse de çoğunluk böyle bir sanatın varlığından şimdi haberdar olduklarını söyleyerek açıklamalarımızı dinleyip sergiyi görmekten memnun olduklarını dile getirdiler.Bu sanatı öğrenmek için derneğe ne zaman kayıt yaptıracaklarını sordular.


İki masada canlı performans ve bilgi verme işlerini üstlenen arkadaşlarımızdan Adalet Ongun bilgi verirken

Aldığı bilgiyi uygulamak isteyenlere de fırsat verdik
>Melike Çolakoğlu kendini işe kaptırmış oyuyor

Görevli arkadaşlarımızın sanatı nasıl uyguladıklarını canlı performans şeklinde gösterirken kullandıkları araç gereç ve teknikler hakkında bilgi vermeleri memnuniyet uyandırdı.Bu sanatı daha önce duymadıklarını belirtip projeye katılma fırsatını kaçırdıklarına üzüldüklerini söyleyip benden ve dernek başkanımızdan devamını beklediklerini belirttiler.Biz de bu etkinliğin onlara başta da söylediğimiz gibi bir AB Projesi olduğunu,kaat'ı sanatına ilgi çekmek ,farkındalık yaratmak olduğunu anlattık. Bu konuda katılımcılarımıza teorik bilgiler verip,müze ve kütüphanelerdeki kıymetli kaatı eserleri incelettiğimizi söyledik.Sonra bu konuda benim gösterdiğim uygulamaların yanısıra bu alanda adı duyulmuş sanatçıları konuk edip onlardan bilgi ve teknikleri ile ilgili paylaşımlar alındığını ve sonrasında bu çalışmaların yapıldığını anlattık.
Bu konuyu bize açan Ulusal Ajans ve İzmirliler Derneğine şükran duyduğumuzu fakat projenin bittiğini söyledik.
Onlar ise ısrarla bizden önümüzdeki yıl kurs istediler.yerimizin yetersiz olduğunu söylediğimizdeyse bize ücretsiz yer tahsis edeceklerini söyleyenler ve adres bırakanlar oldu.Onlara bu konuda birşeyler yapmaya çalışacağım ıza dair söz verdik.
İzleyicilerin sergi izlenimlerini projemizde belirtmek üzere kamera ile kaydederken
Ege İlleri Fuarına katılan Uşak Belediyesi Kültür Müdürü Doğukan Bey bu sergiyi illerinde görmek istedi ve ekim ayından sonra Uşakta sergi açmamız için bizden kamera önünde söz aldı.



Meclis Başkanı Bülent Arınç tan sonra Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz ve eşi de sergimizi gezdiler.
Bergama Belediyesi halkla ilişkiler müdürü de döndüğünde yayımlamak üzere bu sanatla ilgili bilgi istedi.Kendisine konu ile ilgili topladığım makaleler ve basılı ropörtajları içeren bir cd hediye ettim.
Aydın Vali Muavini Muammer bey ve Adnan Menderes Üniversitesi mensupları da sergimiz ve sanatımızla ilgili bilgiler almaktan ve eserlerimizi görmekten mutluluk duyduklarını bildirip sergimizi illerinde görmek istediklerini söylediler.

Sergiyi bitirdik.Heyecanımız yorgunluğa dönüştü ama gördüğünüz gibi yorgun fakat gördüğümüz ilgiden mutlu,son eşyaları da toplayıp evlere yollandık.
Fuardaki sergiden enstanteneler


Ümran Altaylı ile "Leylak"adlı çalışmasının önünde

Perihan Çalı,Ümran Altaylı Zeynep Altaylı


katılımcılarımızdan Nilay Deniz,Nuran Ülker,ümran Altaylı ve ben

SErgimize küçükler de geldiler vee biz onlara bu sanatı tanıtmanın mutluluğunu kamerayla tesbit ettik.
a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QYBYlm9ZDWc/SjEU2ceYR9I/AAAAAAAAFKw/R4tbYd_8E9E/s1600-h/PICT4887.JPG">
Annesini sergide yalnız bırakmayan Elif terlemiş,sahne gerisinde çamaşır değiştiriyor.
Bu poz kaçırılır mı?
5 Haziran Cuma
Ankara Vakıf Eserleri Müzesinde planladığımız sergimizi açtık.
açılışa İzmirliler Derneğinin folklorcuları Ege yöresinden oyunları ile bize neşe kattılar

Proje faaliyetlerimizin süresi kısa olduğu halde fuarda sergilediğimiz 60 adet çalışmamız dışında burada da 70 adet eser sergiledik.
Bu sanatın birden fazla icra tarzı ile yaptığımız çalışmalar burada da ilgi görmeye devam etti.
Arkadaşlarım Vahide ve Nevin öğretmenler beni yalnız bırakmadılar

Buradaki izleyicilerimizin sakin ortamda eserleri daha uzun sürelerde ve daha dikkatle incelemeleri bizi çok sevindirdi.




12 hazirana kadar süren sergimizde sergide görevli arkadaşlarımızın canlı performans göstererek uygulama yapmaları çok ilgi çekti.
İki sergi sırasında da çalışmalarını satmak isteyen arkadaşlarımızın bazı çalışmalarıyeni sahiplerine sergi sonunda verildi.
12 haziran cuma
Sergiyi topladık.Katılımcılarımıza çalışmalarını teslim ederken içlerinden seçtiğimiz 15 adet eseri İzmir Karşıyaka Belediyesi Hat ve Tezhip Kursu sergisine katılmak ve gelecek yıl başlatacakları "Kaat'ı Sanatı Kursuéna ön hazırlık ve örnek olarak sergilenmek üzere ambalajladık ve götürmekle görevlendirdiğimiz katılımcımız Melike Çolakoğluna teslim ettik.
Katılımcı arkadaşlarımızla vedalaştık.

08 Haziran 2009 Pazartesi

Sergimizi Meclis Başkanımız Sayın Bülen Arınç Ziyaret Etti

Sevgili internet dostlarım .Bildiğiniz gibi Ocak ayında başlattığımız KAAT'I SANATINI DUYDUNUZ MU? temalı projemizi bitirdik ve 2 sergi birden açtık.
Bu sanatın adını gündeme getirerek farkındalık oluşturmak yola çıktık.Çok şükür umduğumuzun çok üstünde ilgi gördük.
Meclis Başkanı Sayın Bülent Arınç da sergimizi ziyaret etti.Çok kısıtlı zamanından bir bölümünü bize ve sanatımıza ayırması bizi çok mutlu etti.Kendisine içten teşekkürler sunduk.
Bu vesile ile Fuar organizasyonunda çok önemli bir rol üstlenen bize de bu fuarda sergi açarak çok fazla kişiye sanatımızı tanıtma fırsatı veren İzmirliler Derneği Başkanı Sayın Zehra Zihnioğluna ve fuar komitesine de içten teşekkürlerimizi katılımcı arkadaşlarım ve şahsım olarak bir kere de buradan ifade ediyorum.




60 adet çalışmadan oluşan sergimizi fuarda görme fırsatını kaçırdığınız için üzüldüyseniz 5 Haziran 2009 itibariyle açtığımız ve 12 hazirana dek 2. sergimizde 70 adet çalışmamız halen sergileniyor.
Yer:Vakıf eserleri Müzesi.
Adres :ADRES:
Atatürk Bulvarı
No:23
Ulus/ANKARA

Tel:0312 31149 25

(Opera karşısındaki İller Bankası ve Vakıflar Genel Müdürlüğü Ek Hizmet Binası arasında)

02 Haziran 2009 Salı

SERGİLERİMİZİ AÇIYORUZ


"Kaat'ı Sanatını Duydunuz mu" adlı projemizi tamamladık.Yarın yani 3 Haziran 2009 Çarşamba günü saat 15.00 da sergimizi Ankara Atatürk Kültür Merkezi' ndeki EGE FUARI Etkinlikleri içersinde açıyoruz.
4 Haziran Perşembe günü de Ankara Vakıf Eserleri Müzesi Sergi Salonunda bir sergimiz daha başlıyor.
4 ay gibi kısa bir sürede böyle bir sanatı tanımak,teorisini ve pratiğini incelemek ve icra etmek gerçekten dile kolay.
Ama bu büyüleyici sanat kursiyer arkadaşlarımızı da etkisi altına almakta gecikmedi.
İzmirliler Derneği ve sevgili Başkan Zehra Zihnioğlu nun İz-derli gençleri çok iyi bir şekilde organize ederk yönlendirmesi ile umduğumuzun üstünde başarılı bir proje çıkardık.
Bu konuda davet ettiğimiz ustaların bizi ziyaretleri bilgi ve deneyimlerini paylaşmaları,yaptığımız gezilerde gördüğümüz geçmişten bu güne gelebilen müstesna eserler, ziyaretlerine gittiğimiz ve bize sevgi ve ilgilerini cömertce sunan Cerrahpaşa Nakışhanesi mensupları,sevgili Jale Yavuz ve Feyza Oyat hocalarımız ile Sayın Dürdane Ünver Hoca ufkumuzu genişletti.
Süleymaniye Kütüphanesinde bizimle ilgilenip görmek istediklerimizin de üzerinde örneklerle bizi buluşturan Gökhan Beyi de minnetle analım.
Sevgili katılımcı arkadaşlarımın şevk ve heyecanı bize dernek binasında ağırlayan her ihtiyacımızı karşılayan dernek üyeleri çok sevgili Emel ve Sevinç Hanımların ilgi ve desteği bizi bu güzel sonuca ulaştırdı.



Aynı anda iki sergiyi hazırlamak bizi hem sevindirdi hem de yordu.
Yorgunluğumuz Eserlerimizin iki sergiye bölüştürülmesinde dengeyi tutturmak yüzündendi.Çünkü o kadar güzel çalışmalar vardı ki hangisini nerede sergileyeceğimize karar verirken sıkıntı çektik.
Bir de katılımcı arkadaşlarımızın çoğunun aktif meslek yaşamları nedeniyle hafta içi zaman ayıramamaları yükün biz emeklilere ve şu an itibarıyla çalışmayan iki arkadaşımıza yüklenmesi idi.






Bu yüzden bütün katılımcı arkadaşlarıma ve Melike Çolakoğlu,Perihan Çalı ve minik kızı Elif,Yasemin Şare,Ümran Altaylı, ile mesai bitimi yardıma koşan Nilay Deniz,Ayperi Çakmak,dernek üyesi Keriman hanım ve Burçak Bolışık ,Adalet Ongun' un hem sergi hazırlıklarında hem de fuar içindeki standımıza Ege Mutfağından örnekler sunmak için yaptıkları çalışmalar nedeniyle özel olarak teşekkür ediyorum.





Bizden bu kadar....
Artık top sizde gelin,gezin,görün ve izlenimlerinizi beğeni veya eleştirilerinizi paylaşın.
BEKLİYORUZ

31 Mayıs 2009 Pazar

GERİBİLDİRİM


Ankara Vakıf sanatları Müzesindeki Mehmet Selim Divanı,İstanbul Süleymaniye Kütüphanesindeki eşsiz oymaları gördükten ;Sayın Meliha Altay'ın ve Sayın Gülbün Mesera'nın Kaatı konusundaki en kapsamlı kaynakları olan kitaplarını inceledikten ve tanıştığımız kaatı sanatçılarının icraatlarını izleyip eserlerini etüd ettikten sonra
edinimlerimizi tartıştık
Gördüğümüz eserler bize kaatı sanatının tek bir tarzda değil bir çok
tarzda icra edilen büyük ve derin bir sanat olduğunu bir kez daha
gösterdi.
Şöyle ki;
1-Tek renk bir kağıttan oyulan uygun bir desen ;içinden çıkan ve geride
kalan iki ayrı zemin ile kullanılarak erkek ve dişi diye adlandırılan
iki ayrı eser elde edilebilir.
2-Desene uygun renkte ayrı ayrı renklerde kağıtlardan oyulan ögelerle
desen oluşturularak yapılabilir.
3-Her iki teknik bir arada kullanılabilir.
4-Desenler düz olarak yapıştırılacağı gibi boyut verilerek de yapıştırılabilir.
5-Üst üste yapıştırılmış kağıtlardan(murakka)kesilen desen kullanılabilir.
6-Dişi kaatı desen kalıp olarak kullanılarak içindeki boşluklar fırça
ile darbelenerek içi doldurularak yapılabilir.
7-Harfler oyularak yapıştırılıp yazma eserler yapılabilir.
8-Birden fazla teknik birarada kullanılabilir.
9-Hat istifleri oyularak çevresi kaatı ile süslenerek kullanılabilir.
10-Kullanılan malzemenin deri,kağıt,düz renk veya renklendirilmiş
kağıt,ebru atılmış kağıtlar olduğunu nişasta şap ve su ile hazırlanan
bir yapıştırıcı kullanıldığı halde yüzyıllara dayanabildiklerini
gördük.Makas ,nevregen veya falçata türü kesiciler ile oyulduğu
gibi sonuçlara vardık.
Bu sonuçlarıgördüğümüz örnekler ışığında tesbit ettik.
Bir önemli tesbitimiz de izlediğimiz ve tanıştığımız sanatçıların (bir
kaç istisna dışında )kendi tarzları dışındakilere kuşku ile
yaklaşmaları ve genellikle de yanlış bulmalarıydı.
Örneğin kimi ebru ile yapılmasının uygun olmBir diğeri katkat ve deforme edilen çiçek formlarının uygun olmadığını söylüyordu fakat Mehmet Selim Divânîndaki çiçekler KİTAP içinde olduğu halde kabarık ve boyutluydu.

Sayın Meliha Altay'ın Ülker Yayınlarından olan kitabına itibar etmememizi söyleyenler de vardı ,aksini söyleyenler de...
oysa rahmetli Meliha Hoca rahmetli Süheyl Hoca ile beraber çalışmıştı.
İşte bu gibi çelişkili düşünce ,yorum ve görüşlerle karşılaştık.
Bu aradabu sanatın adının daha fazla duyulmasını isteyerek hazırladığımız bu projede sanata karşı suç işlediğimizi ve iyi etmediğimizi ima edenler oldu.Hatta o hanımın blogunda.....diyerek beni bizzat incittiler.
OYSA AMACIM(IZ);
dünyaya Osmanlıdan 17.yy.da dağılan ,rağbet gören ve şu an google daki bloglarda papiere cut,silhuetten paper gibi aramalarınızda bulabileceğiniz sitelerde yapıldığını göreceğiniz örnekler olan sanatın bizim ÖZ,ESKİ VE KENDİMİZİN olduğunu Türk insanına hatırlatmak ve farkındalık yaratmaktı.
Bunun için İzmirliler derneği Genç-izder ile beraber hazırladığımız projeyi sitemde ve dernek sitesinde de gördüğünüz biçimde incelemekti.Farkındalık yaratmak,ilgi çekmek,bizim olanı yabancı adlarla değil kendi adı olan ve yüzyıllardan beri yaşadığı KAAT'I adı ile tanıtmaktı.Bu gün bu sanatı icra etmeye devam eden sanatçılarla tanışıp onların tarz ve tekniklerini,geçmişteki ustaları ve örneklerini görmek incelemek ve uygulamaya çalışmaktı.
SÜRÇ-İ LİSAN ETTİKSE AFFOLA

Bu sanatı ic ra etmek için geleneksel sanatlar ve örneklerini daha
fazla incelememiz ve daha çok çalışmamız gerektiği konusunda görüş
birliğine vardık.
Çalışmalarımıza devam ederken bu görüşlerimizi dikkate alarak
uygulamalarımızı sürdürdük.
Bir sonraki yazımda sergi resimlerimizi göreceksiniz

YÜZYILLARAMEYDAN OKUYAN KAATILARI VE USTALARI GÖRMEYE GİDİYORUZ

21 Nisan 2009
Projemiz gereği doğru örnekleri ve uygulanışları görebilmek adına
planladığımız İstanbul gezisi için yola çıktık.

Gece yarısı yola çıktık , sabah erken saatlerde İstanbuldaydık.Sabah güne Ortaköyde güzel bir kahvaltıyla başladık

İlk durağımız Dürdane Ünver yönetimindeki Yıldız Sarayı Ferhan Ahırları idi.
Kursumuzun cumartesi günleri olmasına rağmen ziyaret edeceğimiz
Dürdane Ünver hocanın kursu çarşamba günleri olduğundan gezi
tarihimizi kendileri ile konuşarak çarşamba günü olacak şekilde
planlamıştık.
Şale Köşkündeki Ferhan Ahırları nakışhanesine giderek Dürdane Ünver
Hoca ve öğrencileri ile tanıştık.
Sergi hazırlığı için bütün eserlerini kaldırdıklarını ve
çalışmalarının yine aynı nedenle sergiye hazırlıklarına yönlendiğini
söylediklerinden örnekler göremeden ayrıldık.



Oradan Süleymaniye Kütüphanesindeki kaatı eserleri görmek üzere yola çıktık.
Kütüphanede bizi Gökhan Bey karşıladı




ve bizim için hazırladığı değerli
el yazmaları ve oyma kaatı kitapları,eserler arasındaki kaatı
sayfaları okuyucuya çıkarılmamalarına rağmen özel izinle gösterdi.
Kitapların içindeki eserleri gördükten sonra bu müstesna kütüphanedeki görülecek bölümleri gezdik.Kütüphane hakkında,el yazmalarının dijital olarak kaydedilip dünyanın her yerinden ulaşılabilecek hale getirilmesi hakkında bilgi aldık. Kültür Bakanlığı bünyesindeki bu hizmetten çok az bir ücret mukabili yararlanabileceğimizi öğrenerek mutlu olduk.










Kütüphane bünyesindeki geleneksel sanatlar kurs sergisini de
gezdik.Anı defterine teşekkürlerimizi yazdık.Oradan Gökhan Beyin yakın ilgisinden ve gördüğümüz kaatı eserlerden ötürü
mest olmuş vaziyette ayrıldık.
Onarımda olmasına rağmen Süleymaniye
Camiinin açık olan bölümlerini de gezerek oradan ayrıldık.







Sonraki hedefimiz Cerrahpaşa Hastanesi bünyesindeki eski adı "Süheyl
Ünver Nakışhanesi"
yeni adıCerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp tarihi ve Deontoloji Anabilim Dalı Geleneksel Süsleme Sanatları Nakışhanesiydi.


Orada nakışhane yöneticisi Jale Yavuz hanımın, Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof.dr.Nil
Sarı Hanım ve arkadaşlarının samimi ilgisi ile karşılandık.
Hafta içi atölye çalışmaları olmamasına rağmen orada olup bizi
karşıladılar.

Kaatı sanatçısı Feyza Oyat Hanım çalışmaları ile
birlikte gelip bize eserlerini gösterdi.


Getirdiği çalışmaları ve
örnekleri,sanatı icra ederken ki püf noktalarını bizlerle
paylaştı.

Emekli resim öğretmeni olan Feyza Hanım ın bizle adeta ders
niteliğindeki sohbetinden çok yararlandık .
Bizi konuk eden Cerrahpaşa Nakışhanesinden hem gözlerimiz hemde
gönlümüz kaat'ı ile dolu teşekkür duyguları ve mutluluk içinde
ayrıldık.









Beyazıt Hat Sanatları Müzesindeki onarım bitmemiş olduğundan oradaki
kaatıları göremedik.

İstanbuldan ayrılarak Ankaraya geri dönerken;yol boyu kaatı sanatı ile
ilgili bilgilerimizi gördüklerimizin ışığında değerlendirerek
konuştuk.

YİNE KONUĞUMUZ VAR

18 Nisan 2009



Projemizin başlangıcından beri ilgi ve desteğini gördüğümüz deri ve
kağıt ile çalışan kaatı sanatçısı Sayın Muhittin Tamay davetimize iş
yoğunluğu nedeniyle gelemeyip yerine birlikte çalıştığı öğrencisi
Haluk Kürkçüoğlunu gönderdi.Haluk Bey bize eserlerinden örneklerle
geldi.Deri ve kağıt kullanarak kaat'ı yapımıyla ilgili uygulamaları
gösterdi.Çok ince ve zarif çalışmalarını inceledik.Tekniğini izleyip
üzerinde konuştuk.

30 Mayıs 2009 Cumartesi

SAYIN DR. NEJAT YENTÜRK KONUĞUMUZDU

2Mayıs 2009
İzmirli kaatı sanatçısı Dr Nejat Yentürk de davetimize uyarak
ziyaretimize geldi.Dünyada kağıt sanatlarını uygulayan sanatcılar ve
eserlerini içeren görsel sunumu esnasında dünyadaki örneklerle
geleneksel kaatı arasındaki farkları incelemek ve üzerinde tartışma
fırsatımız oldu.Daha sonra Nejat Yentürk de bize kendi
çalışmalarından örnekler gösterip tarzını uygulama ile gösterdi.
Aynı gün TRT2 Avrupa Vizyonu Gençlerin Avrupası programı için gelen
Trt ekibi bizimle ropörtaj yaptı.

09 Nisan 2009 Perşembe

Konuğumuz var

4 ve 5 nisan günleri konuğumuz vardı.İzmirden kaatı ustası sayın Nizam Kesikçiler bizi ziyaret etti.
Kendisini ,kaat'ı sanatı ile ilgili hazırladığı poverpoint sunum esnasında ilgi ve dikkatle izledik.




Ardından bize getirdiği eserlerini inceledik,eserleri ve tekniği ile ilgili anlattıklarını dinledik.




Divriği ulu camii ve şifahanesi kitabından çalıştığı kaatılar çok beğeni kazandı.

Nizam Beyefendi arkadaşlarımızın sorularını yanıtlandı.
Ertesi gün kendi tekniğini uygulayışını görmek ve bizim çalışmalarımızı göstermek üzere sözleştik.
Pazar günü saat 12.00da toplandığımızda Nizam Bey bize dün gördüklerimizden değişik çalışmalarınıgetirmişti.

Eserleri ilgi ve hayranlıkla izledik.
Sonra bize birgün önce anlattığı tarzını maket bıçağı kullanımında dikkat edilecek önemli hususları uygulama yaparak gösterdi.
Birlikte çalışmaya başladık.Arkadaşlarımın çalışmalarına bakarak değerlendirdi ve dikkat edeceğimiz noktalara işaret ederek örneklerle gösterdi.


Zaman çok çabuk geçti.Kendisini ,bizi ziyareti ve değerli paylaşımları için teşekkür ederek uğurladık.

kaatı öğrenmeye devam ediyoruz

28 mart
Bu gün ,dersimize arkadaşların tamamladığı çalışmalarını görüp üzerlerinde konuşarak başladık

Hem dişi tarz(vazoda)hem de erkek oyma (çiçekler) yapılmış .Güzel olmuş değil mi?


bir yanı gece bir yanı gündüz

elmaları pek ufak olsa da elma ağacı,
dişisi ve erkeği
veya negatif ve pozitifi,
bir kerede kesilmiş;iki ayrı zemine konunca iki kaatı oluşmuş.

Bu da başka bir kaatı tarzı örneği,
desene göre seçilmiş renkli ebrular makasla kesilerek ve hafifçe form verilerek yapıştırılmış.
Karanfil ve laleler katlı olarak çalışılmış

Baykuşlar siyah beyaz uyumuyla göz aldı.

Bu çalışmada da yine hem dişi oyma usulü(pencereler )erkek oyma (çiçekler )beraberler.

ebruları seçmede fikir paylaşımı yaptık
kimimiz atölye şartlarımızın el verdiği üzere grubuyla çalıştı

kimimiz de yalnız çalışma imkanından yararlandı..


q1


Zehra Hanımın dernekteki gençlerle tamamladığı demokrasi projesi sonunda gittikleri Polonyadan getirdikleri çikolataları yedik




grubumuzda iki öğrencisi ile birlikte kaat'ı öğrenen bir meslekdaşım var. Ayperi öğretmen
İşte burada dernek başkanı Zehra Hanımla beraberler

Kursumuzun bu günkü bölümünde onlar öğrendiklerini tasarım yarışması için hazırlayacakları projede uygulayacaklar.
Bu fikir beni,Zehra Hanımı ve diğer arkadaşlarımızı da heyecanlandırıp mutlu etti.



Araştırıp karar kıldıkları desen kağıt ile çalışılarak sonuç incelendi.
13
Kumaş kolalandı ,desen çizildi

Sonuç beğenilince kolalanıp adeta kağıt sertliğine ulaşan saten kumaş
kesilmeye başlandı.



Kurs saatlerimiz bittiği ve proje yarışmaya katılacağı içn merakımızın tatminini önümüzdeki haftalara saklayıp,Ayperi öğretmen ve öğrencilerine başarılar diledik.

08 Nisan 2009 Çarşamba

kaatı öğreniyoruz

21 Mart
Kursumuz başlayalı iki ay gibi bir süre olmasına rağmen oldukça hızlı yol aldık. Arkadaşlarımız öğrendikleri bilgileri uygulamaya devam ederken bu günün nevruz ;Türk töresinde neşe ile şenliklerle kutlanan yenigün olduğunu hatırlayarak neşe içinde çalıştılar

Bazı arkadaşlarımız değerli kaat'ı üstadlarından sayın Meliha Altay'ın desenini kendi yorumlarıyla uyguladı .

Kimileri böyle bir buketi hazırladı

Buketi hazırlayan arkadaşımızın isminin de Buket oluşu tesadüf müydü acaba?




Kimi yeni bir deseni eskiz kağıdına geçirirken kimi de kesme bıçağı ile oyduğu dişi kaat'ı eserini inceliyor .
Az ötede birkaç arkadaşımız önceki derslerde öğrendikleri usullerle doğal boyalarla boyadıkları kağıtları cam mühre ile mühreleyip parlatıyor.

Bu çalışmaya başlarken amacımız kaat'ı sanatına dikkat çekmekti.Diğer Geleneksel Türk Sanatları gibi özgün ve değerli bu sanatın çeşitli tarzlarda icra edildiğini biliyoruz.Bu nedenle de bu tarzların yapılışlarını önce kaynaktan (Türk Sanatında İnce Kağıt Oymacılığı) incelemiştik.


Klasik Türk Sanatları Vakfı tarafından Ankarada açılan sergideki kaatı eserleri gördük.Kitaptaki kaatı eserlerin resimlerini görüp Vakıflar müzesindeki Mehmet Selim Divanındaki erkek kaatı tarzı buket ve vazoları içeren harika 3 sayfaya hayranlıkla baktık.
Onların makas ve nevregen kullanılarak nasıl yapılabildiğini konuşmuştuk. Asırlar ötesinden aynı güzellikle gelen bu şaheserin kitap sayfasında olduğu halde katmerli ve hacimli oluşuna dikkat çekmiş kaatı sanatının düz ;bıçak oyması,üst üste yapıştırılarak katlı uygulama,böylesi kabarıkca, hacimli tarzda uygulama ,minyatür gibi perspektifsiz resimsel kaatıların olduğunu konuşmuştuk.



Kursiyer arkadaşlarımızın bir bölümü gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi mensupları öğretim görevlileri,bir bölümü mühendis,mimar ,öğretmen ,lise ve ünv.öğrencisi olduğundan bu konuları inceleyip fikir yürütmek hiç zor olmadı.

Bu haftaki çalışma önceki haftalara göre daha bireysel geçse de bu konular ve geleneksel sanatlarıninsan ruhuna verdiği cila da konuşuldu.

herkes başladığı işi bitirmeye gayret ederken bir yandan da bundan sonra yapacağı çalışmayı çay ve pasta eşliğinde arkadaşı ile konuşarak seçmeye uğraşıyor.



Nevruz gününde kırlara çıkmadan ,çiçeği çimeni atölyemize ,doğayı masamıza getirerek bir kaatı dersimizi daha tamamladık

09 Mart 2009 Pazartesi

ANKARA VAKIF ESERLERİ MÜZESİ ;MEHMET SELİM DÎVANI




Kaatı sanatıyla tanıştığım günden beri bu konudaki en büyük hayalim MEHMET SELİM DİVÂNI nı görebilmekti.
Elimize bu sanata ait en eski eser olduğunu okuduğum ve resimlerini gördüğüm bu eser Vakıflar genel Müdürlüğü kasasında saklandığını biliyordum.





Kursumuz hazırlığı sırasında görüştüğümüz Vakıflar görevlileri eserin restorasyonda olduğunu bildirince yine göremeyeceğimizi düşünüp çok üzülmüştüm.
Sergi salonlarını kullanmamız için irtibatta olduğumuz Müze Müdürü Nilgün Çevrimli Bize müjdeyi verdi. Göremeyeceğimizi sandığımız bu nadide güzelliği görbilecektik. Hemen gerekli izinleri alıp kursiyer arkadaşlarımızla müzeyi ziyarete gittik.
önce heyecanımız geçene kadar müzedeki ülkemizden kaçırılıp sonra yasal zorlamalarla geri getirilen halıları inceledik. Müzede görevli bir uzman arkadaş bizi bilgilendirerek gezdirdi.
Mehmet selim divanı ise akıllara durgunluk verecek gibiydi.
Ne yazık ki "İnce Kağıt Oymacılığı "adlı kitaptan aldığım bu fotoğraflar yeterince yansıtamıyor.
Gördüğünüz resimlerdeki mercimek büyüklüğünde karanfilin yapraklarını sayamadık.Toplu iğne ucu kalınlığında ve üst üste yapıştırılmış olmasına gördüğümüz halde inanamadık.
Gülün yeşil yapraklarındaki fotoğrafta seçilemeyen damarlar oyularak yapılmış.ben fırça ile yapıldığını sanmıştım.
aşağıdaki resimdeki sayfa sıvama altınla kaplı.


Arkadaşlarım da benim kadar şaşkın ve hayran bakmalara doyamadık.
Biz genel müdürlüğe resmen müracaat edip izin almıştık.Ve sergilendiğini halka açık olduğunu bilmeden gitmiştik.Bu sürpriz beni sizlerin adına çok memnun etti.
Bir süre daha müzede halka sergileneceğini size bildirmek ve lütfen gidin görün,bu fırsatı kaçırmayın diyebilmekten dolayı sevinç içindeyim.
Müze Müdürü Nilgün Çevrimli hanım,restorasyondan gelen divânı bir süre sergileyip daha sonra tekrar genel müdürlüğe yerine yolllayacaklarını söyledi.
O zaman da başka eserler görülmeye gelecekmiş.
Bu dönüşümlü sergilenmeler sırasında kimbilir başka ne güzellikler göreceğiz.

Müze çok merkezi bir yerde ,Ulusta Operanın karşısında .
Cumhuriyetin ilk yıllarından 1940 yılına dek Hukuk Mektebi olarak kullanılan binada 2007 yılında kurulmuş.
Daha önce gezdiğimiz müzelerden farklı buldum.Nasıl mı?Önce giriş ücreti yok.
Daha kapıdan girişte size önemli ve değerli olduğunuzu hissettiren güleryüzlü personeller tarafından karşılanıyorsunuz.Size seve seve bilgi veren bir uzman eşliğinde geziyor,eserlerin öykülerini dinliyor sorularınıza yanıt alıyorsunuz.Yorulduğunuzda minik kafeteryasında dinlenip susuzluğunuzu gideriyorsunuz.
Biz bütün bunları Nilgün Hanımın ve iki iş arkadaşının yakın ilgisi altında gerçekleştirdik ve çok memnun kaldık.Teşekkür edip vedalaşırken elimize resimde gördüğünüz üstünde müzenin büyük fotografı bulunan özel karton poşeti verdiler. İçinde broşür,cd ,dosya gibi müzeyi tanıtan hatıralar ile bu güzel günü noktaladık.
Ankarada yaşayanlar ve yolu Ankaraya düşenler,pazartesi hariç hergün bu müzeyi ve atalarımızın izlerini ziyaret edebilirler.

01 Mart 2009 Pazar

Sheratonda önemli bir sergi



Klasik Türk Sanatları Vakfı koleksiyonu Ankara Sheraton Otelinde sergileniyor.



Sergide Tezhip,hat,ebru ,minyatürlerin yanısıra blogumuzun adı ve amacı olan kat'ı eserler var.




Geleneksel Türk Sanatlarının seçkin isimlerinin eserleri arasında benim sevgili hocalarım Serap Bostancının ve Hasan Türkmenin eserlerini görmek beni mutlu etti.

Çok özenle ve emekle kat edilmiş(oyulmuş)bu eserleri güzelliklerini tam olarak yansıtan fotoğraflar çekemedimse de gidip görmeye özendirecek eklemeler yaptım .
sergiyle ilgili başka resimleri de buradan görebilirsiniz

15 Şubat 2009 Pazar

Blogum ödüllendi

Kurstan yeni resimleri eklemek üzere blogu açtım.Maalesef virüs alarmı göründü ,açamadım.


O arada da bloguma ödül geldiğini öğrendim.
Kaatı sanatının daha fazla duyulabilmesi için başladığım bu blogumun ilk ödülü bu .Annesinin kızı Sevgili Ayşeye çok teşekkür ederek
beni burada ziyaret eden bütün blog camiasına bu ödülü gönderiyorum .Blogcu paylaşmayı seven kişi demektir.Paylaşmayı bilenler HEPİNİZE SELAM OLSUN

13 Şubat 2009 Cuma

KAATI DERSLERİNE BAŞLADIK KAAT'I DERSİ 1

a>
Kaatı Dersleri 1

Aşağıdaki yazıda afişini ve dernek başkanını açıklayıcı yazısı ile Duyurduğumuz Kaat'ı kursumuz başladı.
Hem Ankaradan hem de internetten aldığımız izlenimler çok güzeldi.
Öngördüğümüz sayının üstünde katılımcımız ve Ankarada yaşamadığından katılamadığını bildiren ama bizi gönülden destekleyen interdostlarımız oldu.

Yinelemekte yarar var ;4 aylık bir eğitim süresi ile planladığımız kursumuzda amacımız bu sanatı hatırlatmak,tanımayanlara duyurmak.
Örneklerini görecek,nakışhaneleri,müzeleri gezecek ustaların ,hocaların tekniğini izleyecek Kaatı sanatının geçmişinden bu gününe kadar inceleyeceğiz.
Tabi ki nasıl yapıldığını birlikte çalışarak göreceğiz.Biz tekniklerini,yapım usullerini inceliklerini göstereceğiz.Arkadaşlarımız da bunlardan yararlanarak gayretleri ile ilerleyacekler ...
17 Qcakta tanıtımımızı yaptığımız toplantıda ustalarımızı tabii ki en önce hocaların hocası Ord.Prof.dr.A.Süheyl Ünver hocamızı rahmetle ,yetiştirdiği ve bizlere örnek olan eserlerini izlediğimiz öğrencileri olan hocalarımızı saygıyla andık.
eserlerinin fotoğraflarını gördük. Ertesi hafta 24 Ocak 2009da ilk dersimizi yaptık.


MALZEME LİSTESİ
Kaatı sanatında kullandığımız araçlar:
1-Makas
2-Kretuar
3-Kağıt Bant
4-Suluboya
5-Cetvel 50cm
6-Silgi
7-Hb Kalem
8-Eskiz Kağıdı
9-Paspartu Kartonu
10-Ebrular
11-A3-A4 Renkli-Beyaz kağıtlar
çeşitli gramajda kağıtlar
12- 0 numaralı samur fırça
13-Mukavva
14-Nişasta
15-Şap
16-Asetat
17-Pens

Araçlarımızı Tanıdık ve hazırladık.


Geleneksel sanatların ana desenlerini içeren fotokopileri eskiz kağıdının altına koyup desenleri kopyalayarak ellerimizi bu sanatın desenlerine alıştırdık.Desenleri kopyalarken Çizgilerde nüansa dikkat etmeye çalıştık.


KAATI KURSUNDA İKİNCİ DERSİMİZ



Bu sanatla ilgili basılmış kaynaklardan iki tanesini görmektesiniz. İkisinin de baskıları tükendiğinden biz elimizdeki hocaların hocası sayın Süheyl Ünver'in kızı Gülbün Mesera Hocanın Türk Sanatında İnce Kağıt Oymacılığı (Katı')" isimli kitabından yine Süheyl Hocanın gelini Dürdane Ünver hocanın hazırladığı deseni seçtik.


Dikkatle kesilirse aynı anda iki eser meydana getirilebilecek bu desenin yarısını eskiz kağıdına kopyaladık.
Deseni aktarabilmek için eskiz kağıdındaki desenin arka yüzünden de deseni tekrar çizdik.
İkiye katladığımız renkli kağıdımızın üzerine dikkatle yerleştirdiğimiz deseni bu kez yine kurşunkalemle hafifçe bastırarak renkli kağıda geçirdik.


İnce uçlu makas veya kesme bıçağı yardımıyla ikiye katlı kağıttaki deseni özenle tutarak oymaya başladık.

Oyulmuş olan desene dişi kaatı denir,içinden çıkarılan desen de erkek kaat'ı olarak adlandırılır.
Yukarda gördüğünüz erkek kaatı desenini asetat üzerine alıp düzelttikten sonra zemin olarak kullanacağımız zıt renkte altlığımızı özel tutkalımızla desenin yerleşeceğini tahmin ettiğimiz yerlere kadar kapatıp

tutkallı altlığı desene örtüp yapıştırdık

Kağıdın tersinden özel kemik ıstaka veya plastik cetvel yardımıyla arada hava kalmayacak biçimde sıyırarak düzelttik.


Aşamaların daha ayrıntılı fotoğraflarını daha sonra kursumuzu birlikte organize ettiğimiz IZMIR KULTUR VE DAYANISMA DERNEGI
(Ankara'da Yaşayan İzmirliler)
linkinde bulacaksınız


KAATI YAPMAYI ÖĞRENMEYE DEVAM EDİYORUZ
Ders 3


Erkek oyma tarzı kaat'ı yapıyoruz.
Bu sanatın Ansiklopedik tanımı Celal Esad Arseven’in kaleminden Sanat Ansiklopedisi’nde şöyle geçmektedir:

"Bir kağıt veya deri üzerindeki yazıyı, motifi, bir kalemtraşla kesip çıkartarak içi oyulmuş olan parçayı veya çıkan parçayı diğer bir kağıt, bir deri veya bir cam üzerine yapıştırmak suretiyle vücuda getirilen işler. Bu şekil kesilip çıkartıldığı vakit içleri boş kalan kağıt kısmına DİŞİ ve çıkan yazı ve şekle de ERKEK denir ki, bu erkek veya dişi şekiller ayrı ayrı bir satha yapıştırılarak muhtelif iki levha vücuda getirilebilir."


Bu çalışmamız için bir lale deseni kullanmaya karar verdik.Elimizdeki kaynaklara baktık,internetten inceledik.
Ebrularını çok beğendiğimiz Esin Sevgin'in sitesindeki akkase lalesinden yararlanıp eskiz kağıdına deseni hazırladık.

Eskizden (solda)iki adet fotokopi aldık


Fotokopilerin üstündeki desenin her bir parçasını numaraladık


Birini olduğu gibi bırakıp diğerini birer birer oyup kalıp hazırladık.

laleyi ve yapraklarını yapacağımız uygun renkli ebrularımızı seçip kalıpları ebrunun desenine ve kaatımızın estetiğine özen göstererek numaralı tarafları görünecek şekilde ebrunun üstüne yerleştirdik.
İnce uçlu kurşunkalem ile dikkatle çizdik

Çizgilerin görünmeyeceği biçimde oyarak çıkardığımız desen parçalarının arkasını kalıptaki sayıları yazdık.

Çok ince (0)samur fırçamız ve suluboya ile önce kurşunkalemle çalıştığımız geleneksel desenlerinin üstünde kontür (tahrir)alıştırması yapıp elimizi ısıttık.Ardından ebruların bir ton koyu rengiyle kontürledik.





Kesip kontürlediğimiz desen parçalarını fırçamızın tersi ile doğadaki haline benzeterek hafifçe şekillendirdik,

zemin olarak kullanacağımız paspartu kartonunu seçtik.
eskizkağıdındaki desenin arka yüzünden de deseni kalemle geçerek hazırladık.

Zemin kartonunun dört kenarının ortasını bulup işaretledik ,aynı işlemi eskizdeki desene de yaptık.
Zeminin üzerine eskizi ortalayarak düzgünce koyup sabitledik.Desenin uygun yerlerini bastırıp iz yapmamaya dikkat ederek hafifçe çizdik.


10 Şubat 2009 Salı

YAPIŞTIRICI VE MURAKKA YAPIMI

YAPIŞTIRICININ HAZIRLANMASI

YAPIŞTIRICI
Tezhip ve kaat'ı da kağıtları yapıştırmakta özel bir yapıştırıcı pişirilip hazırlanarak kullanılır.
Ucuz ve kolay hazırlanan bu karışım sütsüz ve şekersiz muhallebiye benzer ve muhallebi diye de adlandırılabilir.



Malzemeler
Bir su bardağı su ,
bir çorba kaşığı buğday nişastası,
nohut büyüklüğünde bir parça şap





Bir su bardağı su ,bir çorba kaşığı buğday nişastası,

nohut büyüklüğünde bir parça şap cezveye konur

karıştırılarak pişirilir.

Kaynayıp çok katı olmayan bir kıvama gelince ateşten alınır,karıştırılarak soğutulur.

Karıştırılarak soğutulması yüzünde bir tabaka oluşmaması her yerinin aynı yoğunlukta olması içindir.
Daha sonra kapaklı bir kavanoza alınıp buzdolabında saklanıp gerektikçe kullanılır.
Bu yapıştırıcı kağıtları birbirine yapıştırırken etrafa bulaşsa da hafif nemli bezle silinir,kuruduğunda iz yapmaz.Çok kullanışlı ve yapımı basit bir malzemedir.

MURAKKA YAPIMI

Geleneksel sanatlarda zemin (altlık) kağıtların nişastalı özel yapıştırıcıyla üst üste yapıştırılarak yapılır. Üst üste yapıştırılan kağıtlarla elde edilen kalın tabakaya murakka denir.

Murakka tezhip ve minyatürde zemin olarak kullanılırken kaatı da hem zemin olarak hem de desenler hazırlanırken kullanılır.
Yalnızca altlık yapmakla kalınmaz murakka çeşitli renklerdeki kağıtların üstüste yapıştırılmasıyla renkli olarak hazırlanıp kesilir.Böylece bir seferde bir renkleri farklı birden çok sayıda desen parçası elde edilir
Bu katkat kağıda çizilen desenler oyulup yüksek desenler elde edilir Aşağıda görülen .
Meliha Altay hocanın bu güzel eserindeki laleler bu tarzda yapılmıştır.Üst üste katlı halleriyle buradaki haliyle kullanıldığı gibi katlar ayrılarak ta kullanılabilir.
Bunun için murakka yapılmış renkli kağıtlardan oyulan çiçekler soğuk suya atılır ve parmakla hafifçe vurularak beklenir.
Bir süre sonra ıslanan kağıt katları arasındaki nişastalı yapıştırıcı suda çözünüp kağıtlar birbirinden ayrılırlar.


Soğuk suya atılarak katlar arasındaki nişasta yumuşayıp çözdürülen desen ögeleri sudan alınıp kağıt üstünde süzülüp kurumaya bırakılır .
hafif nemliyken düzeltilir .Fırça arkası ,ıstaka gibi malzemeyle hafifçe şekil verilip ayrı ayrı yerlerine yapıştırılıp kullanılır.


MURAKKAYI YAPIYORUZ
Malzemeler
Kullanacağımız kağıt ebadından en az 10ar cm büyük bir altlık.
ahşap,mdf vb. den olabilir
kalın kağıt bant
2,5-3 cm kalın fırça
kağıtlar
yapıştırıcı muhallebi


Ahşap veya benzeri bir zemine birinci kağıt dört yanından bantlanır


Kağıdın yüzeyine nişastalı yapıştırıcı sürülür
Üstüne ikinci kağıt kapatılıp kemik ıstaka veya cetvel yanı ile kağıdın üzerinden hafifce bastırılarak ortadan yanlara çekilerek kağıtların birbirine arada hava kalmadan yapışması sağlanır.

Bir kat daha yapıştırıcı sürülür ve bu kez kağıt enine olarak yapıştırılıp ıstakalanır
İşleme, kağıtlar bir en,bir boy yerleştirilerek devam edilir istenen kalınlık sağlanınca kuruması için ısı kaynaklarına çok yakın olmayan bir yerde kurumaya bırakılır.

Bir kaç gün içinde kuruyacak olan murakka bantların dibinden maket bıçağı ile kesilerek kaldırılır. İstenen biçimde kullanılana kadar düz bir yere yatırılıp ağırlık altında muhafaza edilir.

07 Şubat 2009 Cumartesi

KAĞIT BOYAMA

Kaat'ı sanatı deri ile de yapılsa da en çok kullanılan malzemesi ,kolayca bulunanbildiği için kağıt olmuştur.
Şimdi her cins,gramaj ve renkte kağıt bulunabiliyor.Eskiden sanatçılar kağıtlarını ham olarak alırlar hkendileri terbiye ederlermiş.Buna da kağıdı aharlama(aherleme)denirmiş.
Bizim kursumuzun amaçlarından biri de bu sanatın geçmişini,felsefesini ve ruhunu da anlatmak...tabii elimizden, dilimizden geldiğince.
Bu amaçla kağıt nasıl renklendirilir dedik.Bildiklerimize araştırıp bulduklarımızı da ekledik,denedik sonucçları sizinle paylaşıyoruz.


Kuru soğanın kabuklarını aldık.



Üstüne su ve fındk büyüklüğünde bir parça şap atarak 5-10 dakika kaynattık.
Tenceredeki su soğan kabuğunun sarı rengini aldı.Biraz soğuttuğumuz soğan kabuğu suyunu kenarlı bir tepsiye alıp kağıdı içine bastırdık.Kağıdımızın rengi alması ve istenen tona gelmesini bekledik.Bekleme süresi arttıkça Renk koyulaşır.

Sudan aldığımız kağıtları asarak kurutup hafif nemli iken düz bir zemine üstüste koyup üstüne ağırlık yerleştirip düzelttik.


Kağıtlar nar kabuğu,kırmızı lahana yaprakları,ceviz kabuğu ve yaprakları gibi doğal malzemelerle malzemelerle bu basamaklar uygulanarak boyanır.
1-Boyar madde sabitleyici ile beraber suda kaynatılır
2-kapıt boyaya konup renklendirilir
3-Kurutulup düzelmesi için baskı altına konur.
Bitkilerle yapılan boyamalarda sabitleyici (fiksatif)şap kullanılır orta boy bir tencereye 1-2 avuç boyar madde ile fındık büyüklüğünde şap yeterli oluyor

Çay ve Kahve yle boyama

Demlenen çayın ve koyuca hazırlanan neskafenin içine çay kaşığını yarısı kadar karbonat konup kağıtlar içine bastırılır.İşlemler tekrarlanır.

Burada sabitleyici karbonattır.

AHAR YAPIMI

Ahar kağıdı parlatıp düzgünleştirme ve dayanıklılığını artırma işlemidir .En çok hattatlar kullansa da biz de kaatı yaparken daha düzgün ve parlak kağıtlar istersek kağıtlarımızı boyar ve aharlarız.
Ahar nişasta aharı ve yumurta aharı olarak iki şekilde yapılıp kullanılır.
Nişasta aharı yapıştırıcı yapımında da anlattığımız şekilde hazırlanır.

Soğuduktan sonra kağıtlara elle,fırça ile sürülür.düzgün sürülmesine dikkat edilir kurumaya bırakılır


kuruyan kağıtlar düzgün olması için baskıya verilir.


YUMURTA AHARI
Yumurta aharı yumurta akı ve şap ile yapılır.


Günlük hindi,ördek yumurtası tercih edilir.Bulunamazsa tavuk yumurtası olabilir.3-4 yumurtanın beyazı ile fındık kadar 2-3 parça şap alınır .Yumurta sarısı aklara hiç bir şekilde karışmamalıdır


şap dövülürek biraz inceltilir

çırpma kabına alınmış olan yumurta aklarına karıştırılır



elle, ayran çırpıcısı ile veya mikser ile iyice çırpılarak kabarıp kar haline gelmesi sağlanır.


4 yumurta akı ve küçük bir ceviz hacmine yakın şap ile mikserde iyice karışıp kavanozun 3/4ünü dolduracak kadar kabaran ahar karışımı dinlenmeye bırakılır.


2.5-3 saat sonra kavanozun dibinde sabunlu su görünümünde bir sıvı biriktiği görülür.Köpük te sertleşmeye başlamış sıvıyı alta vermiştir.
Şimdi dipte biriken aharı köpüğe karıştırmadan almak gerekmektedir.Eski ustalar tülbentten süzerlermiş ,biz de tülbentten süzebileceğimiz gibi enjektörden de yararlanabiliriz dedik


ve de öyle yaptık ve yumurta aharımızı enjektörle çekerek kavanoza aldık.


daha önce nişasta aharıyla aharlayıp düzeltme baskısı altında 3-4 gün dinlendirdiğimiz kağıtlarımızı önümüze koyduk.pamuğumuzu ve ahar kavanozumuzu da hazırladık.

Pamuğu ahara batırıp kağıdımızı aynı yönde sürerek aharladık



Kısa bir süre sonra kuruyan kağıtlarımız yine baskı altında dinlenmeye alındı.
Daha sonra da parlak olmasını istediğimiz kağıtlarımızı cam mühre ile mühreleyerek patlattık.

09 Ocak 2009 Cuma

ANKARADA KAATI KURSU AÇIYORUZ





Kaatı sanatını Tanıtmak ve öğretmek amacıyla işbirliği yaptığımız IZMIR KULTUR VE DAYANISMA DERNEGI
(Ankara'da Yaşayan İzmirliler)ile hazırladığımız proje başlıyor. Üstte ve altta afişlerini gördüğünüz bu çalışmaya katılmak isterseniz bana e-mail veya yorumla ulaşabilirsiniz.(resme tıklayarak ayrıntılı görebilirsiniz)
Ya da derneğe telefonla,e-mail ile ,şahsen de başvurabilirsiniz.


Kursumuz

Derneğimiz gençlerinin oluşturduğu Gnç-İz Proje Topluluğu, unutulmaya
yüz tutmuş geleneksel tasvir ve süsleme sanatlarımızdan biri olan
Kağıt oymacılığı sanatı "KAATI"sanatının canlandırılması ve genç
nesillere öğretilerek çağdaş, genç, enerjik bir dokunuşla
uyandırılması, hayata döndürülmesi ve geçmişten geleceğe
kazandırılması amacıyla; kaatı sanatçısı Nalan Güler ile belirli bir gruba "KAATI"
yapımının öğretilmesi; yapılacak konferans, sergi ve hazırlanacak
kitap çalışması ile de geniş bir kitlenin bu konuda bilgilendirilmesi
ve eğitimlerle canlandırılarak geleceğe kazandırılması için "Türk
Süsleme Sanatlarından KAATI Sanatını Duydunuz mu?" Projesini
hazırlamıştır. Projemiz, DPT'ye bağlı AB Eğitim ve Gençlik Daire
Başkanlığı-Ulsal Ajans arafından kabul edilmiştir.Bu Projemiz
kapsamında ayrıca Hüsn-i Hat Sanatı, Tezhip Sanatı, Ebru Sanatı
hakkında bilgilendirmeler de yapılacaktır. Ocak ayında Proje
çalışmasına başlanacak olup,dönem sonuda üretilen eserler yapılacak
bir konferans beraberinde sergilenecektir.
--
Zehra ZİHNİOGLU
Yönetim Kurulu Başkanı
IZMIR KULTUR VE DAYANISMA DERNEGI
(Ankara'da Yaşayan İzmirliler)

Tel&Fax: 0-312-435 731
Tel&Fax: 0-312-435 6803
GSM : 0-537 471 8500
e-posta : izderankara@gmail.com
Web : www.izderankara.org
Adres :Bayındır-2 Sok.No:39/8 Kızılay/ANKARA

05 Ocak 2009 Pazartesi

Benim kaatılarım







1996da adını ilk kez duyduğum bu sanatı,2000 yılında öğrenmiştim.O günden başlayarak yaptığım çalışmaları zaman zaman sergileme,basında ve tv de görme şansına eriştim.
Bu yıl şubat ayında da Beysad adlı beyaz eşya yan sanayi ürünleri derneğinin yayın organı olanBEYSAD dergisinin editörü sayın Ayşegül Koç Hanım bana ulaşıp ropörtaj yapma isteğini iletti.
Güzel bir İstanbul gününü birlikte geçirdik ve konuştuk.Bu güzel günün ürünü yayımlandı ben de sizlerle paylaşmak istedim.

Okumak isterseniz resimlerin üstüne tıklayın. Sonra ayrı görüntülenen resme tekrar tıklayın. Okunabilecek derecede büyük görüntülenecektir.








Resim Ekle

Aman Mürüvvet
Ameli Süleyman yazılı aslı İstanbul Belediyesi Müzesinde kayıtlıdır. Bir gazete küpüründen yararlanılarak yaptığım çalışma.
Laleler
İlk çalışmam desen Hasan TÜRKMEN hocamdan


Kültür bakanlığının yayınladığı rahmetli Turhan BAYTOP hocanın
gayretleri ile yayınlanmış İSTANBUL LALELERİ adlı kitaptan çalışıldı




En sevdiğim eserim.



Ali Üsküdarinin deseninden yaptığım kaat'ı m

serbest çalışmalar
Desenler bana ait